EVSEL KATI ATIK TARİFENİZİN HAZIRLANMASI HAKKINDA ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME!



İLGİLİ LİNKTEN AYRINTILARI İNCELEYEBİLİRSİNİZ
Dilekçe ve Sözleşmeler

    Alfabetik Sıralı Dilekçe Örnekleri
    Hukuk Dilekçe Örnekleri
    Mali Müşavir Dilekçe Örnekleri
    Vergi Hukuk Dilekçe Örnekleri
    Ceza Dilekçe Örnekleri
    İdari Dilekçe Örnekleri
    Tüketici Dilekçe Örnekleri
    İcra ve İflas Dilekçe Örnekleri
    İcra Örnekleri
    İhtarname Örnekleri
    Müzekkere Örnekleri
    İbraname Örnekleri
    Sözleşme Örnekleri
    Vekaletname Örnekleri
    Talepler
    Diğer Dilekçe Örnekleri

Güncel Yorumlar ve Mevzuat (Haber Detayı için Başlığa Tıklayınız)

   GEÇİCİ GÖREVDEN DÖNEN MEMUR SAAT KAÇTA GELİRSE GECEYİ GEÇİRMİŞ SAYILIR/ SAYIŞTAY 6. DAİRESİ KARARI

Mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere 24 saati aşmayan memuriyet mahalli dışı görevlendirmelerde gündelik, ilgilinin gidiş ve dönüş saatleri esas alınarak hesaplanmaktadır. Burada gecenin geçirilmesinden anlaşılması gereken maksat güneşin doğmasıdır. Güneşin doğması illere göre farklılık arz edeceğinden ortalama bir saat olarak 04.00'ten sonraki dönüşlerde gece geçirilmiş sayılmalıdır.

(Bkz. İlgili Sayıştay Kararı)

   KİK, YAPIM İŞLERİNDE HAKEDİŞTEN YAPILACAK KESİNTİNİN TEMİNAT MEKTUBU İLE DEĞİŞTİRİLMESİ HAKKINDA DUYURU YAYIMLADI/KİK KARARI

Yapım işi sözleşmelerinin yürütülmesi aşamasında, geçici kabul noksanlarını önlemek veya kesin hesapların zamanında tamamlanmasını sağlamak için hakedişten yapılacak nakit kesintinin, teminat mektubu ile değiştirilip değiştirilemeyeceğine ilişkin olarak Kamu İhale Kurulunun 2018/DK. D-105 sayılı Kararının uygulanmasında yaşanan tereddütleri gidermek amacıyla anılan Karar gerekçeleri ile birlikte yeniden yayımlanmıştır

(Bkz. İlgili Kamu İhale Kararı)

   BELEDİYE GELİRLERİN ZAMANAŞIMINA UĞRATILMASINDA BELEDİYE BAŞKANININ SORUMLULUĞU/SAYIŞTAY TEMYİZ KURULU KARARI

Belediye gelirlerinin takip ve tahsil sorumluluğunun, belediye başkanı ve muhasebe yetkilisine birlikte yüklendiği, icrai takip ve tahsil işlemlerindeki yetki ve sorumluluklar dikkate alındığında bunun bir zorunluluk oluşturduğu açıktır. Mevzuatta bir görev birden fazla görevliye tevdi edildiğinde, sorumluluğun müteselsil olacağı açıktır. Görevin ifasında aksamanın kendisinden kaynaklanmadığını, diğer sorumlunun görevini yerine getirmemesi nedeniyle oluştuğunu ispat imkanı da her bir sorumlunun kendisine ait bulunmaktadır. Ayrıca, Belediyenin her yıl kesin hesabının görüşülmesi sırasında belediyenin alacak durumu, zamanaşımı yaklaşan ve dolan gelirler ile ilgili bilgilerin kendisinin bilgisi dahilinde olduğu, rapor dosyası ve ekleri içerisinde belediye başkanı tarafından belediye gelirlerinin zamanında ve düzenli olarak takip ve tahsili için ilgili birim amirlerine bir uyarı ve talimat da sunulmadığından sorumlular arasında gelirlerin zamanaşımına uğradığı dönemde görevde olan belediye başkanının da dahil edilmesi gerekir.

(Bkz. İlgili Sayıştay Kararı)

   İDARİ SORUŞTURMADA SES KAYITLARININ DAYANAK OLARAK DEĞERLENDİRİLECEĞİ/ DANIŞTAY BEŞİNCİ DAİRESİ KARARI

Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen ses kayıtlarının, bu soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan üçüncü kişiler hakkında yürütülecek disiplin soruşturmasında delil olarak kullanılamayacağı ve sadece bu kayıtlara dayanılarak disiplin cezası verilemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır. Bununla birlikte, bu kayıtlara dayalı olarak disiplin soruşturması başlatılmasında ve açılan soruşturma genişletilmek suretiyle elde edilen tanık ifadeleri gibi bilgi ve belgelere dayalı olarak disiplin cezası verilmesinde hukuki bir engel de bulunmamaktadır.
Dava; "meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına dair Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun kararının iptali ile mahrum kaldığı mali ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemine ilişkindir. Bakılmakta olan davada, davaya konu işleme dayanak olan fiillerin sübuta erdiğine dair tespitin sadece telefon görüşmelerine dayandırıldığı, soruşturma dosyasında davacı aleyhine delil olarak kullanılamayacak olan telefon görüşme tutanakları dışında isnat edilen fiillerin davacı tarafından işlendiğine dair bilgi, belge veya tanık ifadesi gibi başka bir delilin bulunmadığı, kaldı ki, görevi kötüye kullanma suçundan açılan dava sonucunda beraat ettiği ve kararın kesinleştiği görülmektedir. Bu durumda, davacının disiplin cezasına konu fiilinin sübuta erdiğine dair tespitin, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillerle kanıtlanmadığı sonucuna ulaşıldığından, davacı hakkında verilen meslekten çıkarma cezasında ve davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

(Bkz. İlgili Danıştay Kararı)

   MEVZUATIN ÖNGÖRDÜĞÜ TUTARDAN DAHA YÜKSEK TUTARDA SOSYAL DENGE ÖDENMESİ/SAYIŞTAY TEMYİZ KURULU KARARI

Her bir harcamanın harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi tarafından süreç kontrolü çerçevesinde yapılan işlemlerin ilgili mevzuat hükümlerine uygun olup olmadıkları ön mali kontrole tabi tutularak kontrol edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007/5189-1 sayılı Kararının "sorumlular" başlıklı 3 üncü bölümünde, harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumlulukları açıklanmış olup; ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilmiş gerçekleştirme görevlilerinin düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir.
5018 sayılı Kanun ve yukarıda belirtilen Sayıştay Genel Kurul Kararı uyarınca, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde, mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama, nitelik itibariyle hukuka aykırı nitelik taşıyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar. Dolayısıyla, Belediye ile Sendika arasında imzalanan ve hukuka aykırı nitelik taşıyan sözleşme hükümlerini yerine getiren harcamalar ile ilgili harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu bulunmaktadır.

(Bkz. İlgili Sayıştay Kararı)

   YEMEK İHALESİ - BİRİM FİYAT TEKLİF CETVELİNİN BİR SAYFASININ İMZASIZ OLMASI/KİK MAHKEME KARARI

Birim fiyat teklif cetvelinin son sayfasında yer alan tutarın imzalı ve kaşeli birim fiyat teklif mektubuna rakam ve yazı ile hatasız olarak nakledildiği, birim fiyat teklif cetveli ile birim fiyat teklif mektubu tutarı arasında herhangi bir değişikliğin bulunmadığı, birim fiyat teklif cetvelinin her sayfasının kaşelenerek imzalanacağına ilişkin mevzuat hükmünün bulunmadığı" iddialarıyla itirazen şikâyet başvurusunda bulunulduğu, itirazen şikâyet başvurusunun dava konusu işlemle 4734 sayılı Kanun'un 54'üncü maddesinin 11. fıkrasının (c) bendi gereğince reddi üzerine bu kararın iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

(Bkz. İlgili Kamu İhale Kararı)

   KAMULAŞTIRMA KARARI VE ÖDEMELERİNDE DAMGA VERGİSİ/ÖZELGE

Damga Vergisi Kanununun 8 inci maddesi kapsamında resmi daire statüsünde bulunmayan ancak kamu tüzel kişiliğini haiz olan Kurumunuz tarafından alınan kamulaştırma suretiyle satın almaya ilişkin kararlara, Kanuna ekli (2) sayılı tablonun 1/A-9 fıkrası uyarınca istisna uygulanması mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca, damga vergisi uygulamasında resmi daire statüsünde bulunmayan Kurumunuzun mal ve hizmet alımlarına ilişkin olarak yaptığı ödemeler nedeniyle düzenlenen kâğıtlar damga vergisine konu teşkil etmemektedir.

(Bkz. İlgili Özelge)

   KAMU GÖREVLİLERİNİN, GÖREVLERİNİN NEDEN VE ETKİSİNDEN KAYNAKLANAN GÜÇ (EFOR) KAYBINA DAYANAN MADDİ TAZMİNAT İSTEMLERİNİN KABUL EDİLMESİ GEREKTİĞİ /DANIŞTAY ONUNCU DAİRE KARARI

Bilirkişi olarak görevlendirilen kamu görevlisininim yeterli güvenlik önlemleri alınmadığı iddiasıyla vuku bulan terör saldırısından mütevellit efor kaybına uğradığı ve tazmini istemiyle acılan davada, İdarenin tazmin borcunu doğuran eylem veya işlemlerden dolayı uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın hesaplanması özü itibarıyla varsayımsal verilere dayalı ise de; mahkemelerce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun ilgililerin gerçek maddi zararlarını göstermesi için gerçeğe en yakın ve güncel verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle İdare Mahkemesince, raporun düzenleneceği tarih itibarıyla davacı kamu görevlisinin aylık net gelirinin ilgili idarelerden sorulması, ayrıca davacı kamu görevlisinin halen görev yaptığı idareden veya Sosyal Güvenlik Kurumundan yasal emeklilik yaşı da sorularak gelen cevaplara göre yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde güç (efor) zararının yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir. İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, beden gücü kaybına uğradıktan sonra aynı işi yapmaya devam ettiği görülen davacı kamu görevlisi ile ilgili olarak, idarelerin ara kararına vermiş oldukları cevaptaki bilgiler ve yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alınmak suretiyle güç (efor) kaybına dayalı maddi tazminat istemi hakkında yeniden karar verilmesi gerektiğinden, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak verilen kararın maddi tazminata ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

(Bkz. İlgili Danıştay Kararı)

   KENDİ MALI OLMASI İSTENEN ARAÇLARIN TEKNİK ÖZELLİKLERİNE İLİŞKİN BELGELER TEKLİF KAPSAMINDA SUNULMALI MIDIR/ KAMU İHALE KURULU KARARI

Yukarıda yer verilen İdari Şartname ve Teknik Şartname düzenlemelerinde arazöz ve çift kabinli pick-up aracının kendi malı olma şartı aranmış olup kendi malı olması istenen araçların Hizmet Alımları İhale Uygulama Yönetmeliği'nin 41'inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen belgelerden herhangi birisi ile tevsik edilmesi istenmiştir. Teknik Şartname'nin "Makina Teçhizat ile İlgili Hükümler" başlıklı 8'inci maddesinin (a) ve (b) bendinde ise idarenin ihtiyaç duyduğu sulama arasözüne ve çift kabinli pick-up aracına ilişkin olarak asgari özelliklere yer verildiği görülmüştür. Söz konusu maddenin (a) ve (b) bendinde sayılan özelliklere ilişkin olarak Teknik Şartname'de herhangi bir tevsik edici belgenin teklif dosyasında sunulmasının istendiğine dair bir düzenlemeye yer verilmediği görüldüğünden söz konusu düzenlemenin yeterlik kriteri olarak sayılamayacağı anlaşılmış olup, anılan düzenlemenin sözleşmenin uygulanması aşamasına ilişkin olduğu değerlendirildiğinden idare tarafından tesis edilen işlemin yerinde olmadığı, dolayısıyla araçlara ilişkin teknik özelliklerin tekliflerin değerlendirilme aşamasında yeterlik kriteri sayılamayacağı anlaşıldığından başvuru sahibi isteklinin teklifinin değerlendirilmeye alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.

(Bkz. İlgili Kamu İhale Kararı)

   EMEKLİ OLAN BELEDİYE BAŞKAN YARDIMCISININ TÜZEL KİŞİLİĞİ VE KIDEM TAZMİNAT HAKKI/ YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ KARARI

5393 sayılı yasa gereğince Belediye Başkan yardımcılığına getirilen şahıslar ile ilgili olarak, yasa şahsın istemine bağlı olarak bir sosyal güvenlik kurumu ile ilişkilendirilir dediğinden davacının talebine bağlı olarak SSK ile ilişkilendirildiğini ancak bu ilişkilendirmenin bir işçi işveren ilişkisi anlamına gelmediğini, dolayısıyla davacının emekli olduğu tarihte davalı kurumun işçisi olduğunu, her ne kadar dava dışı anılan kişiye kıdem tazminatı ödenmiş ise de bu kişinin davalının işçisi olduğunu ve ...'ın 2006 yılı mali denetiminde yaptığı tespitler doğrultusunda "988 nolu... İlamı" ile ödemenin kanuna aykırılığının tespit edildiğini, hataen yapılan kıdem tazminatı ödemesinin sebepsiz zenginleşmeye neden olduğunu ileri sürerek dava dışı kişiye ödenen... TL kıdem tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır. Yukarıda da belirtildiği üzere taraflardan birinin işçi sıfatı taşımadığı davadaki taleplerin genel görevli Mahkemelerde görülmesi gerekirken Mahkemece bu husus gözetilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

(Bkz. İlgili Yargıtay Kararı)

   BELEDİYE İLE SENDİKA ARASINDA İMZALANAN VE HUKUKA AYKIRI NİTELİK TAŞIYAN SÖZLEŞME HÜKÜMLERİNİ YERİNE GETİREN HARCAMALAR İLE İLGİLİ HARCAMA YETKİLİLERİ VE GERÇEKLEŞTİRME GÖREVLİLERİNİN SORUMLULUĞU/SAYIŞTAY TEMYİZ KURULU KARARI

Yapılan incelemede, ... Belediyesi ile... Sen arasında 18.11.2011 tarihinde sözleşme imzalandığı, söz konusu sözleşmenin yürürlüğünün 31.12.2013 te sona erdiği ve bu sözleşmede, ikramiye unsurları ile birlikte, unvanlar itibariyle başkan yardımcılarına aylık... TL, müdürlere aylık... TL ve diğer memur personele aylık... TL sosyal denge tazminatı ödenmesi akdedildiği; 01.04.2014 tarihinde (31.12.2015 tarihinden önce) yine aynı sendika ve belediye arasında yeni bir sözleşme imzalandığı ve bu sözleşme ile de ikramiye unsurları dâhil olmak üzere müdürler, iç denetçiler ve müfettişlere aylık... TL, diğer memurlara ise aylık... TL sosyal denge tazminatı ödenmesi öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan gerekçeler ile Belediye ile Sendika arasında imzalanan sözleşmedeki tutarların, söz konusu toplu sözleşmede yer alan tavanı aşması mümkün olmadığından, yeni sözleşmede öngörülen tazminatın, toplu sözleşmedeki tavan tutarları aşan kısmı kamu zararı oluşturmaktadır.

(Bkz. İlgili Sayıştay Kararı)

   MEMURLARA SOSYAL DENGE TAZMİNATININ YASAYLA BELİRLENEN LİMİTLERE UYULMAKSIZIN VE AYRICA YENİ MALİ HAKLAR GETİRECEK ŞEKİLDE DÜZENLENMESİ İLE YASAL SINIRLARI AŞAN SOSYAL DENGE TAZMİNATI ÖDENMESİ/SAYIŞTAY TEMYİZ KURULU KARARI

Belediye ile Sendika arasında? tarihinde imzalanan ve? dönemini kapsayan toplu iş sözleşmesi ile memurlara sosyal denge tazminatının yasayla belirlenen limitlere uyulmaksızın ve ayrıca yeni mali haklar getirecek şekilde düzenlenmesi ile yasal sınırları aşan sosyal denge tazminatı ödenmesi neticesinde... TL 'ye tazmin hükmü verilmiştir.
Yerel Yönetimlerin 11.04.2012 tarihi itibariyle yürürlükte olan sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin sözleşmeleri, 31.12.2015 tarihinden önce sona ermekte ise ve söz konusu sözleşmelerdeki aylık ortalama sosyal denge tazminatı ödemeleri, toplu sözleşmede belirtilen tazminat tavanından yüksek ise bu tarihten önce sözleşmenin feshedilmesi veya yenilenmesi halinde, önceki sözleşmedeki ödemelere devam edilebilecektir. Bununla birlikte, 31.12.2015 tarihinden önce sona eren veya karşılıklı olarak feshedilen sözleşmelerin yenilenmesi halinde, yeni sözleşmede (önceki sözleşmede, toplu sözleşme tavanından daha yüksek ödemeler öngörüldüğü halde) bir önceki sözleşmedeki aylık ortalama ödemelerin (yeni hükümler ihdas edilmek suretiyle) artırılması mümkün değildir. Açıklanan gerekçeler ile Belediye ile Sendika arasında imzalanan sözleşmedeki tutarların, söz konusu toplu sözleşmede yer alan tavanı aşması mümkün olmadığından, yeni sözleşmede öngörülen tazminatın, toplu sözleşmedeki tavan tutarları aşan kısmı kamu zararı oluşturmaktadır.

(Bkz. İlgili Sayıştay Kararı)

   SORUŞTURMAYA BAĞLI ATAMA İLE İSTEĞE BAĞLI ATAMANIN SONUÇLARININ FARKLI OLDUĞU, İSTEĞE BAĞLI ATAMA YAPILMIŞ OLMASININ SORUŞTURMAYA BAĞLI ATAMANIN YAPILMASINI ENGELLEMEYECEĞİ HAKKINDA/DANIŞTAY 2.DAİRE KARARI

Davacının, ret kararı tebliğ edilmeden, isteğe bağlı atama döneminde, davalı idarenin de onay vermesi ile... atandığı; davacının geçirdiği soruşturma sonucunda başka bir ile atanması yönünde oluşan iradenin, Çorum'dan Amasya'ya, yani başka bir ile atanması ile gerçekleştiği, bu durumda, davacının Çorum'dan Amasya'ya atanmasıyla, mahkemenin ret yönündeki kararının gerekçeleri doğrultusunda işlem yapıldığının kabulü ile ikinci bir atamaya gerek olmadığının görüldüğü; bu haliyle yargı kararının uygulandığından bahisle davacının araya ikinci bir atama dönemi ve atamanın girmesine rağmen... olarak tekrar atanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline hükmedilmiştir.
Her ne kadar, İdare Mahkemesince iptal kararının gerekçesinde, davacının geçirdiği soruşturma sonucunda başka bir ile atanması yönünde oluşan iradenin, Çorum'dan Amasya'ya, yani başka bir ile atanması ile gerçekleştiği, bu durumda, davacının Çorum'dan Amasya'ya atanmasıyla, mahkemenin ret yönündeki kararının gerekçeleri doğrultusunda işlem yapıldığının kabulü gerektiği belirtilmekte ise de; iki işlemin sonuçları itibarıyla farklı nitelikte olması sebebiyle, davacının kendi tercihi doğrultusunda Amasya'ya atanması işlemi ile soruşturma sebebiyle Konya'ya atanmış olmasındaki amacın gerçekleşmiş olduğundan bahsedilemez.

(Bkz. İlgili Danıştay Kararı)

   OLAYDA ZAMANAŞIMI VAR İSE, DİSİPLİN SUÇU DOSYASI İŞLEMDEN KALDIRILABİLİR Mİ/DANIŞTAY 5.DAİRE KARARI

Disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle kusurlu halin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurların ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesidir.
Zamanaşımı süresinin geçip geçmediğinin belirlenebilmesi için fiilin işlenip işlenmediğinin, işlendi ise hangi tarihte işlendiğinin tespitinin gerekli olduğuna karar verildi. Danıştay'a göre; disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin tespit edilerek ve bu tespit sonrası fiilin işlenip işlenmediği ortaya konularak, fiilin işlendiği tarihten itibaren olayda, zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırılmış dosya içeriği fiillerin davacı tarafından işlenip işlenmediği, fiil gerçekleşmiş ise hangi tarihte işlendiğinin ve bu fiillerin meslekten çıkarma cezasını gerektirip gerektirmediğinin, başka bir ifadeyle öncelikle, fiilin sübuta erip ermediğinin incelenmesi ve bu sonuca göre isnat edilen fiillerin işlendiğinin tespitinden sonra, fiilin işlendiği tarihin esas alınarak Disiplin Kurullarının ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı tespit edilerek karar verilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak disiplin cezalarına ilişkin ceza zamanaşımı sürelerinin geçmiş olması durumunda dahi söz konusu disiplin suçunun işlenip işlenmediğinin tespitinin yapılması gerektiğine karar verdi.

(Bkz. İlgili Danıştay Kararı)

   TOPLU SÖZLEŞMEDEN KAYNAKLANAN SOSYAL HAKLARIN FİİLEN ÇALIŞMAYA BAĞLI OLMADIĞININ KABULÜ/YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ KARARI

Toplu İş Sözleşmesinde yakacak yardımının sendika üyesi işçilere her ay yapılacağı açıklanmış, bayram harçlığının ise sendika üyesi işçiye Ramazan ve Kurban Bayramlarından önce yapılan bir ödeme olduğu görülmektedir. Söz konusu ödemelerin niteliğinin sosyal yardım olduğu, bunların fiilen çalışmaya bağlı olmadığı, sözleşmenin askıda olduğu ücretsiz izinde geçen süre yönünden kıstelyevme tabi tutulamayacağı kabul edilmelidir. Hükmün bu şekilde yorumlanması gerekirken yazılı şekilde yorumlanması hatalıdır. Toplu iş sözleşmesinin 27. maddesinin A bendinde düzenlenen "Çocuk Yardımı" ile ilgili olarak karı koca olarak çalışan personelin her ikisinin de sendikalı olması durumunda her ikisi yönünden ayrı ayrı çocuk yardımı yapılacağı şeklinde yorumlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

(Bkz. İlgili Yargıtay Kararı)

   BELEDİYELERİN KENTSEL DÖNÜŞÜM VE GELİŞİM PROJE ALANI İLANI VE YÜRÜTMEYİ DURDURMA/ DANIŞTAY 6. DAİRE KARARI

İmar planı yapma yetkisine sahip olan belediyelerin, imar planı niteliğindeki kentsel dönüşüm ve gelişim projelerini yaparken imar planlarının hazırlanmasında göz önünde bulundurulacak hususları dikkate almaları gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır.
Dava konusu işlem ile imar planında yapılan kentsel dönüşüme yönelik müdahalelerin, dar gelirlilere konut üretme amacı taşıdığı ifade edildiği, ancak sınır tespitinde hangi kriterlerin dikkate alındığına ilişkin hiçbir teknik, nesnel ya da bilimsel bir dayanak bulunmadığı, belirlenen sınıra ilişkin hiçbir tespit, analiz ya da sentez çalışmasının da bulunmadığı, sadece mülkiyet desenine bağlı olarak KDGPA sınırı belirlenemeyeceği, sınırın nesnel, teknik ve bilimsel veri, tespit ve analizlere dayandırılmamış olması nedeni ile dava konusu işlemin şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı olduğu, alan içerisinde yapılaşmış bir kentsel doku bulunmadığından söz konusu sınırın "Kentsel Dönüşüm" değil, "Gelişim Alanına" yönelik olduğu, ilave nüfus ve yapılaşmanın kentsel alan üzerinde son derece önemli bir planlama müdahalesi niteliği taşıdığı, bu planlama müdahalesinin dayanağı nesnel, teknik ve bilimsel veri, tespit ve analizlerin bulunmadığı, Ankara kentinin planlı gelişme pratiğine aykırı olarak mevcut yapıya eklemlenmesi söz konusu olan bu durum analitik yaklaşımdan uzak biçimde, bilimsel ve teknik dayanağı olmayan bir gelişme yönünü tariflemekte olduğu, alanın Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı olarak ilanına bağlı olarak, üst ölçekli imar planlarıyla yapılan müdahalenin parçacı bir yaklaşımı yansıttığı, dava konusu KDGPA sınırının da içerisinde olduğu kentin oldukça önemli bir gelişme alanının hiçbir tespit, analiz, sentez, bütüncül etki analizi ve mekansal politikaya bağlı olmadan tariflenmiş olmasının bütüncül yaklaşımlara ve Ankara kentinin planlı gelişme tarihine aykırı olarak bir gelişme yönü belirlemesi nedeniyle, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, plan tekniğine, plan bütünlüğüne, kamu yararına aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

(Bkz. İlgili Danıştay Kararı)

   TERÖR ÖRGÜTLERİYLE İLTİSAKI YAHUT İRTİBATI BULUNMASI NEDENİYLE KAMU İHALE KURULU KARARININ İPTALİ İSTEMİ/DANIŞTAY 13.DAİRE KARARI

Gerçek veya tüzel kişinin 4734 Sayılı Kanun'un 11. maddesinin (g) bendi kapsamında olduğunu ortaya koyan her türlü olay, bilgi ve belgenin göz önünde bulundurulması sonucunda eğer ortada kuvvetli bir şüphe varsa söz konusu isteklinin anılan madde kapsamında ihale dışı bırakılacağı, bahse konu kural ile, terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu tespit edilenlerin ihalelere katılarak iş yüklenmek suretiyle terörizmin finansmanını sağlamalarının önüne geçildiği, olayda da, davacı şirketin ortaklarının terör örgütüyle irtibatlı olabilecekleri yönünde tespitlere yer verildiği, böylece davacı şirketin terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı olduğu hususunda kuvvetli şüphenin varlığının ortaya konulduğu, davacının ihale dışı bırakılması için gerekli koşulların oluştuğu, idare tarafından da 4734 Sayılı Kanun'un 11. maddesinin (g) bendi uyarınca anılan araştırma tutanağında yer alan tespitler dikkate alınarak davacının ihale dışı bırakılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
4734 Sayılı Kanun'un 11. maddesinin (g) bendinde yer alan "Terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen gerçek ve tüzel kişiler" ifadesi uyarınca haklarında araştırma yapılan gerçek ve tüzel kişilerin, terör örgütleriyle iltisakı yahut irtibatı bulunduğunun, tahmin ve varsayıma dayalı soyut ifadeler yerine, hukukî denetime elverişli bilgi ve belgelerle ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur. Bu itibarla, kesin istihbarat bilgisinin değil, "... olabileceği" şeklindeki tahmin ve varsayıma dayalı soyut ifadelerin yer aldığı araştırma tutanağına istinaden davacı şirketin ihale dışı bırakılmasında ve bu karara yönelik yapılan itirazen şikayet başvurusunun reddine ilişkin dava konusu Kamu İhale Kurulu kararında hukukî isabet, işlemin iptali yolundaki Mahkeme kararında ise sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

(Bkz. İlgili Danıştay Kararı)

   BELEDİYENİN BEYAN ETTİĞİ MAL BEYANI DIŞINDA DA HAK VE ALACAKLARININ HACZİ MÜMKÜNDÜR/ YARGITAY 12.HUKUK DAİRESİ KARARI

Anayasa Mahkemesi, Yasanın geçici 8. Maddesini(5393/geçici 8.maddesi) iptal ettiğinden, anılan yasa maddesi, artık şirkete konu takip dosyasındaki haciz işlemlerine uygulanamaz. Ayrıca 5393 Sayılı Kanun'un 15/son maddesinin, haciz işlemlerinin sadece gösterilen mal üzerine uygulanacağına dair kısmının iptal edilmiş olması nedeniyle, aynı maddede yer alan; " Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları ile belediye mallarının haczi mümkündür. İcra müdürlüğü, borçlunun gösterdiği mallar dışında kalan alacaklarını talep ettiği diğer mallar üzerin de haciz uygulamak zorundadır.

(Bkz. İlgili Yargıtay Kararı)

   MEMURA VERİLEN ÖZEL HAYATTAN KAYNAKLI DİSİPLİN CEZASININ İPTALİ/ DANIŞTAY 5. DAİRE KARARI

Disiplin kurallarının, temel olarak idarenin iç düzeninin korunması fonksiyonunu üstlendiği göz önüne alındığında, kamu görevlilerinin hizmet dışındaki özel hayatına yönelik fiillerinin memur disiplin hukukunun alanına girmesi için bu düzeni bozan, kamu hizmetinin iyi ve düzenli bir şekilde sunulmasını olumsuz şekilde etkileyen bir yönünün bulunması gerekmekte olup, davacının hizmet dışında özel yaşamını ilgilendiren bu ilişkisinin kamu hizmetinin iyi ve düzenli şekilde sunulmasını olumsuz şekilde etkilediğinin veya kendisine duyulan saygınlık ve güven duygusunu sarstığının somut olarak ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır; dolayısıyla kendisine disiplin cezası verilmesi, Anayasa'nın 20 inci maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8 inci maddesi uyarınca "özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı "nın ihlali sonucu doğuracağından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunulmamıştır.

(Bkz. İlgili Danıştay Kararı)

   BELEDİYE TAŞINMAZLARININ İHALESİZ OLARAK KİRAYA VERİLMESİ/ SAYIŞTAY TEMYİZ KURULU KARARI

Belediyeye ait gayrimenkullerin 5393 sayılı Belediye Kanunun 18 ve 34 üncü maddeleri doğrultusunda 2886 sayılı Kanun hükümlerine göre ihale yapılarak kiralanması gerekmektedir. Yapılan incelemede, belediyeye ait bazı gayrimenkullerin işgaliye yoluyla kiralandığı görülmüştür. İşgaliye yoluyla kiralama kanunlarımızda mevcut değildir. İşgaliye, kusurlu olup olmadığı aranmaksızın, bir malın zilyetliğini, yetkili idarenin izni, sahibinin rızası veya muvafakati dışında eline geçiren, elinde tutan veya her ne şekilde olursa olsun bu malı kullanan veya tasarrufunda bulunduran gerçek veya tüzel kişilere işgalci (fuzuli şagil) olarak işgal etmesi mukabilinde işletilen hukuki süreçtir. İşgaliye sonucu alınan ecrimisil kira değildir, haksız işgal edilen yer için ödenen tazminattır ve geriye dönük hesaplanan ve alınan bir bedeldir.
Belediye Gelirleri Kanununda işgaliyeye konu olacak unsurlar sayılırken bunun gayrimenkulleri kapsamadığı çok açıktır. Gayrimenkullerin üçüncü kişilere kullandırılması için mevzuatımızda ihale usulleri düzenlenmiş olup bu ihale usulleriyle kullandırılması esastır. Belediyeye ait gayrimenkulün ihalesiz olarak başkasının kullanımına verilmesi ve bunun karşılığında da işgaliye alınmasının mümkün olmadığı düşünülmektedir. Belediyeler, doğrudan belediye meclisi kararı ile taşınmazlarını mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına bedelli veya bedelsiz olarak süresi yirmi beş yılı geçmemek üzere tahsis edebilirken, sayılanlar dışındaki gerçek veya tüzel kişilere belediye taşınmazlarının ihalesiz olarak ve bedelli veya bedelsiz bir şekilde tahsisi, 5393 sayılı Belediye Kanununun sosyal ve ekonomik amaçlı arsa üretimine ilişkin 69 uncu maddesindeki özel hükümler hariç, mümkün olmayıp bu taşınmazların kiralama ve/veya satış işlemlerinin 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa göre düzenlenecek bir ihaleyle gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

(Bkz. İlgili Sayıştay Kararı)

   BELEDİYECE ŞİRKET DEVRALINMASI/SAYIŞTAY 5.DAİRE KARARI

Belediye tarafından bir şirketin kurulması veya var olan bir şirketin devralınabilmesi için belirlenen belgelerle İçişleri Bakanlığına müracaat edilip Bakanlar Kurulunun izninin alınması gerekmektedir. Uygulamada bu usule riayet edilmeyip gerekli olan izin alınmadan Belediye adına... Limited Şirketinin devralındığı görülmüştür. Ayrıca, anılan şirkete sermaye artırımı amacıyla para aktarılmıştır. Söz konusu aktarım kesin ödeme niteliğinde bir ödeme olduğu halde Mahalli İdareler Harcama belgeleri Yönetmeliği 3'üncü maddesi hükmü uyarınca ödeme emri düzenlenmek suretiyle yapılması gerekirken Yönetmelik hükmüne aykırı olarak ön ödeme gibi değerlendirilip muhasebe işlem fişi düzenlenerek aktarma yapılmıştır... Yapılan araştırmalar neticesinde Belediyeye hibe yoluyla şirket devredilmesi ve devralınan şirkete sermaye artırımı amacıyla para aktarılması sebebiyle bir kamu zararı oluşmadığı anlaşıldığından...

(Bkz. İlgili Sayıştay Kararı)

   GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILAN MEMURA YAPILAN ÖDEMENİN İADESİ TALEP EDİLİRKEN FAİZ BAŞLANGIÇ TARİHİ HAKKINDA/ YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ

Görevden uzaklaştırılan memurun açmış olduğu davada yürütmeyi durdurma kararı verilerek esastan karar verilinceye kadar görevine iade edilip, geçen dönemde ödenmeyen maaşı kendisine ödenmiştir. Daha sonra açılan davayı kaybeden memura görevden uzaklaştırıldığı ve görevine son verildiği dönemde mahkeme kararına dayalı olarak yersiz ödenen maaşlarının ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsili talep edilmiş; mahkemece, davanın kabulü ile, ... TL'nin ödeme tarihi olan... tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Memurdan talep edilen tutarın faizi hesaplanırken faiz başlangıç tarihi olarak fazla ödemenin yapıldığı tarih esas alınmıştır. Kurum tarafından memura yapılan ödemenin bir ilama dayalı olarak yapıldığını ve memurun ödeme yapıldığı tarihte iyi niyetli olduğunu belirtilmiştir. Dolayısıyla, TBK'nun 117/2. maddesi gereğince ve yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına göre, davalı temerrüde düşürülmeden faiz talebinde bulunulamayacağı ve faiz başlangıç tarihi olarak memurun temerrüde düşürüldüğü tarihin esas alınması gerektiği ifade edilmiştir.

(Bkz. İlgili Yargıtay Kararı)

   BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI OLAN İLGİLİYE İSNAT EDİLEN EYLEMİN MAHALLİ İDARE BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINDAN KAYNAKLANMASI HALİNDE SORUŞTURMAYA YETKİLİ MERCİİN O İLİN VALİSİ OLMASI GEREKTİĞİ /DANIŞTAY 1.DAİRE KARARI

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı olup aynı zamanda Güneydoğu Anadolu Bölgesi Belediyeler Birliği (GABB) Başkanı olan ...'a isnat edilen eylemlerin, adı geçenin Belediye Başkanlığı görevinden değil, anılan Birlikteki Başkanlık görevinden kaynaklandığı öte yandan, .'ın Büyükşehir Belediye Başkanı olması sebebiyle GABB Başkanı olduğunda şüphe bulunmamakla birlikte, mahalli idare birliği statüsündeki GABB'ın Büyükşehir Belediyesinden ayrı tüzel kişiliği olduğu, kuruluş amacına göre bir kısım belediye hizmetlerinin yerine getirilmesiyle yükümlü ve görevli bulunan Birliğin, Büyükşehir Belediyesinin bir birimi olmadığı gibi Belediyenin tüm görevlerini yerine getirmekle sorumlu bulunmadığı, ayrı ve farklı bir tüzel kişilik olarak faaliyetini sürdürdüğü, bu nedenle de adı geçen Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevi sebebiyle işlenen suçlar söz konusu olduğunda, Büyükşehir Belediye Başkanı sıfatı dikkate alınarak İçişleri Bakanınca ön inceleme yaptırılıp karar verilebileceği açıktır.

(Bkz. İlgili Danıştay Kararı)

   ÖN MALİ KONTROL İŞİ ÜÇÜNCÜ KİŞİLERE YAPTIRILAMAZ, DANIŞMANLIK HİZMETİ ALINAMAZ/SAYIŞTAY 6.DAİRE KARARI

Kamu idarelerince danışmanlık hizmeti alınabilecek konular sınırlı olarak sayılmış olup bunlar arasında mali denetim hizmeti sayılmamıştır. Anılan Kanun hükümleri incelendiğinde görüleceği üzere danışmanlık hizmeti kapsamında alınan "... harcama belgelerinin incelenmesi, değerlendirilmesi ve raporlanması hizmeti" ön mali kontrol süreci içerisinde idarece yapılması gereken asli ve sürekli görevlerdendir. Bu bağlamda, söz konusu hizmetin 4734 sayılı Kanun'un 22'nci maddesi hükmüne dayanarak doğrudan temin usulü ile üçüncü kişilere yaptırılması Anayasa'nın ve 5018 sayılı Kanun'un zikredilen maddelerine aykırılık teşkil edilmektedir.
Ayrıca "... Danışmanlık Raporu Hazırlanması" hizmet alımı kapsamında belediye gelirlerinin üçüncü şahıslara incelettirilmesi, vergi mahremiyeti ilkesine aykırı olup, idarenin sırlarının ifşası anlamına geleceğinden de kabul edilemez. 4734 sayılı Kanun'un 48'inci maddesinde yer alan; "denetim ve kontrolörlük gibi teknik" ifadesiyle sadece yapım işlerinin denetim ve kontrolünü ilgilendiren diğer bir ifadeyle teknik konularda denetim ve kontrollük hizmetinin danışmanlık hizmeti kapsamında alınabileceği öngörülmüştür. Yine aynı maddede yer verilen, "... gibi teknik, mali, hukuki veya benzeri alanlarda ..." ifadesinden anlaşılması gereken de bu maddede sayılmamış olup, niteliği itibariyle kapsamlı, karışık ve özel uzmanlık ve deneyim gerektiren başka çok özel işler için de danışmanlık hizmeti alınabileceği hususudur.

(Bkz. İlgili Sayıştay Kararı)

   BELEDİYENİN ÇALIŞAN BAZI PERSONELLERİN EŞLERİ ÇALIŞTIĞI VEYA EMEKLİ OLDUĞU HALDE ÇALIŞMAYAN EŞLER İÇİN ÖNGÖRÜLEN AİLE YARDIMI ÖDENEĞİ ÖDENMESİ/SAYIŞTAY 5.DAİRE KARARI

Belediyenin muhtelif birimlerinde çalışan bazı personellerin eşleri çalıştığı veya emekli olduğu halde çalışmayan eşler için öngörülen aile yardımı ödeneği ödenmesi ve gelir vergisi hesaplanırken asgari geçim indiriminin mahsup edilmesi sonucu kamu zararına sebebiyet verilmesi ile ilgili olarak yapılan incelemede; Aile yardımı ödeneğinden eş için öngörülen tutarın, her ne şekilde olursa olsun menfaat karşılığı çalışmayan veya herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan aylık almayan eşler için verilmesi, benzer şekilde asgari geçim indiriminin eş için öngörülen tutarının da, çalışmayan eşler için mahsup edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, 657 sayılı Kanunu'nun "Aile yardımı ödeneği" başlıklı 202'nci maddesi hükmü sarih olup, eş için öngörülen aile yardımının her ne şekilde olursa olsun menfaat karşılığı çalışmayan veya herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan aylık almayan eşler için verilebileceğinden savunmayı bu yönü itibariyle kabul etme imkanı bulunmamaktadır.

(Bkz. İlgili Sayıştay Kararı)

   BELEDİYE MECLİS ÜYELERİ ARASINDAN GÖREVLENDİRİLEN BELEDİYE BAŞKAN YARDIMCILARININ KIDEM TAZMİNATI ÖDENMESİ/ SAYIŞTAY TEMYİZ KURULU KARARI

İlgilinin Belediye Başkanlığında 5393 sayılı Kanunun 49.maddesine istinaden yapmış olduğu Başkan Yardımcılığı görevi nedeni ile kendi talebine bağlı olarak SSK'yla ilişkilendirilmiş olması, 4857 sayılı İş kanununun anılan hükmü çerçevesinde ilgili kişinin işçi olarak tanımlanmayacağı gibi bu şekilde kurulan ilişki de işçi - işveren ilişkisi değildir. Ortaya çıkan bu hukuki durum 5393 sayılı Belediye Kanununda 49. maddesinde yer alan hükme istinaden bir görevlendirmedir. Dolayısıyla bu görev sırasında ilgilinin talebine göre bir sosyal güvenlik kurumu (Sosyal Sigortalar Kurumu) ile ilişkilendirilmesi ilgililerin sosyal güvencelerinin sağlanmasına yöneliktir. Bu nedenle de belediye meclis üyeleri arasından görevlendirilen ve sigorta primleri belediyeler tarafından karşılanan belediye başkan yardımcılarına bu görevleri nedeniyle kıdem tazminatı ödenmemesi gerekmektedir. Belediyeye bağlı su ve kanalizasyon idaresinde işçi olarak çalışan bir kişinin sonradan ilgili belediyeye Başkan yardımcısı olması durumunda kıdem tazminatının belediye bütçesinden karşılanmasının mümkün olmadığı hüküm altına alınmıştır.

(Bkz. İlgili Sayıştay Kararı)

   BORCU YOKTUR YAZISINA ENGEL TEŞKİL ETMEYEN BORÇLAR

Kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, bakanlıklar tarafından açılan ihalelere katılmak isteyen şahıs veya şirketlerden, diğer bazı belgeler yanında ihale tarihi itibariyle Sosyal Güvenlik Kurumuna kesinleşmiş prim borcu olmadığına dair borcu yoktur yazısı da istenmektedir.
Ancak bu borcu yoktur yazısının verilebilmesi için o kişi veya şirketin Kuruma hiç borcu olmaması şartı aranmamaktadır, çünkü aşağıda belirtilen borçlar, Kurumun borcu yoktur yazısı vermesine engel teşkil etmemektedir.

İhaleye Katılmak İçin Borcu Yoktur Yazısı Almaya Engel Teşkil Etmeyecek Borçlar ve Borç Tutarları

Borcu yoktur yazısının düzenleneceği tarih itibariyle;

(Bkz. Devamı ve Tamamı İçin Tıklayınız)

   HAKEDİŞ ÖDEMELERİNDE DAMGA VERGİSİ KESİNTİSİ

Hakediş Ödemelerinde Damga Vergisi Uygulaması ( DV )

Damga Vergisi ile ilgili temel mevzuat 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu ile bu kanuna dayanılarak çıkarılan genelge ve tebliğlerdir. Buna karşın bazı kanunlarda damga vergisi ile ilgili muaflık ve istisnalara da yer verilmiştir. Hakedişlerle ilgili olarak düzenlenen belgeler hemen hemen bütün damga vergisi uygulamalarını kapsayacak kadar geniştir.

1.Damga Vergisinin Konusu

488. Sayılı DVK'nun 1. maddesinde: Bu kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtlar Damga vergisine tabidir.
Bu Kanundaki kağıtlar terimi, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak sureti ile düzenlenen ve her hangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeleri ifade eder. Denilmek sureti ile damga vergisinin konusu belli edilmiştir.
Madde hükmüne göre DV ne tabi kağıtların şu özellikleri taşıması gerekmektedir;
a) Yazılı olması, imzalanmış olması veya imza yerine geçen bir işaret konulması.
b) Herhangi bir hususu belli etmek için ibraz edilebilecek nitelikte olması.
Damga vergisinin konusunu oluşturan ve kanuna ekli bir sayılı tabloda yazılı olan kağıtlar dört ana başlık halinde incelenebilir. ( Yalnızca hakedişlerle ilgili olanlar ele alınmıştır )
I- Akitlerle ilgili Kağıtlar ;
Mukavelenameler, Taahhütnameler ve Temliknameler,
Teklifnameler,
Tahkimnameler ve Sulhnameler,
Fesihnameler.
II- Kararlar ve Mazbatalar ;

(Bkz. Devamı ve Tamamı İçin Tıklayınız)

   OTOMATİK TESCİL EDİLEN İNŞAAT İŞYERLERİNDE YAPI KULLANMA İZİN BELGESİ RUHSATI DÜZENLEYEN MAKAM TARAFINDAN VERİLECEKTİR

Yapı ruhsatına istinaden otomatik tescil edilen özel nitelikteki inşaat işyerlerinde SGK ilişiksizlik yazısı için yapı kullanma izin belgesini düzenleyecek olan ruhsat vermeye yetkili merciye başvurulacak, SGK tarafından da asgari işçilik araştırması yapılmasını takiben düzenlenecek olan ilişiksizlik yazısı, elektronik ortamda yapı kullanma izin belgesini düzenleyecek idareye iletilecektir.
SGK'nın 30.04.2019 tarihli E.6557729 sayılı Genel Yazısında:
1-) 16/3/2018 tarihli ve 2018/11 sayılı "Otomatik İşyeri Tescili" konulu Genelge ile 5510/4-1 (a) bendi kapsamında sigortalı çalıştırılmasa dahi yapı ruhsatına istinaden Kurumca otomatik işyeri tescili yapılacağının,
2-) 1/6/2018 tarihli ve 2018/18 sayılı "Otomatik Tescil Edilen İnşaat İşyerlerinde Araştırma İşlemi" konulu Genelgenin, "2) Yapı Ruhsatına İstinaden Otomatik Tescil Edilen Özel Nitelikteki İnşaat İşyerlerinde Araştırma" başlıklı bölümünde: Yapı ruhsatına istinaden otomatik işyeri tescil edilenlerin, özel nitelikteki inşaat işlerinden dolayı SGK'ya ilişiksizlik belgesi müracaatları olmadan ve bu belgeyi temin etmeden yapı kullanma izin belgesi alabilmeleri ile ilgili yapılacak işlemlerin,
açıklandığı belirtilerek,
Bundan böyle:


  • Yapı kullanma izin belgesine esas SGK ilişiksizlik yazısı için işverence, ruhsat vermeye yetkili merciye müracaat edileceği, artık SGK'ya müracaat edilmeyeceği,

  • İlgili idareye yapılan müracaat bilgisinin SGK'ya da aynı anda iletileceği,

  • Asgari işçilik araştırma işleminin ilgili SGK birimince sistem üzerindeki bilgilerden yapıldıktan sonra elektronik ortamda "ilişiksizlik belgesi" düzenleyeceği ve belgenin onay işleminden sonra elektronik ortamda ilgili idareye (yapı kullanma izin belgesini düzenleyecek olan) otomatik olarak iletileceği,


Açıklanmıştır.
Buna göre, yapı ruhsatına istinaden otomatik olarak SGK tarafından tescil edilen özel nitelikteki inşaat işyerleri için, yapı kullanma izin belgesine esas olacak SGK ilişiksizlik yazıları için SGK'ya başvuru yapılmayacak olup, yapı kullanma için belgesi için ilgili makama başvurulduğunda SGK tarafından bu makama elektronik ortamda gönderecektir.
Manuel olarak tescil edilen inşaat işyerleri ile birden fazla yapı ruhsatı olan işyerlerinde ise asgari işçilik araştırması ve ilişiksizlik yazısı uygulaması eskiden olduğu gibi yapılacaktır.

30.04.2019 Tarihli ve E.6557729 Sayılı SGK Genel Yazısı için tıklayınız.

   MEMURUN YILLIK İZİNDEKİ YOL İZNİ/DPB GÖRÜŞÜ

Memurun Yıllık İzindeki Yol İzni Süresi Ne Kadardır?

  • 657 sayılı kanunda yer alan düzenlemeye göre memurların 1 yıl içinde yıllık izinlerle birlikte kullanabilecekleri yol izin süreleri toplam 4 gündür.

İl veya İlçe Dışına Çıkan Memura Yol İzni Vermek Zorunlu mu?
  • Kanun maddesinde yıllık izinle birlikte verilecek olan yol izninin verilip verilmemesi amirin takdirine bırakılmış olup amir açısından herhangi bir zorunluluk bulunmamaktadır.

Yol İzninin Kullanılması İçin Mesafe Sınırı Var mı?
  • Memura verilecek olan yol izninde herhangi bir mesafe sınırı bulunmamaktadır. Ancak memurun yıllık izninde yol izni kullanabilmesi için iznini memuriyet mahalli dışında geçirmesi gerekmektedir.

Yıl İçinde Kullanılmayan Yıllık İzinler Ertesi Yıla Devreder mi?
  • Yıl içerisinde yıllık izin kullanırken yol izni kullanmayan memurların kullanmamış oldukları yol izinleri devretmez.

Yıllık İzindeki Yol İzni Bölünerek Kullanılabilir mi?
  • Memurun 1 yıllık dönemde kullanacağı yıllık izinlerde toplamda 4 gün yol izni kullanma hakkı vardır. Memurun amirinin izin vermesi durumunda bu izinlerin farklı izinlerde bölünerek kullanılması mümkündür.

Yıllık İzindeki Yol İzni Tek Seferde Kullanılabilir mi?
  • Memurun talep etmesi ve amirinin uygun görmesi halinde memur tek seferde 2+2 şeklinde yol izni kullanabilir

Yol İzni Almak İçin Memur Ne yapmalı?
  • Yıllık izin almak isteyen memur yıllık izin onay belgesinde belirtmek şartı ile yol izni talep edebilecek olup yol izni için ayrı bir belge düzenlenmesine gerek yoktur.


(Bkz. İlgili Görüş)

Döviz Kurları
Alış Satış
Dolar 5.6316 5.6417
Euro 6.3340 6.3454
Sterlin 7.0434 7.0801
Yen 5.2188 5.2534
Ruble 0.08894 0.09010

Hava Durumu